1960lar- protestolar, karşı kültür, tüketim toplumunun eleştirisi, çevresel kaygıların artması, savaş sonrası teknolojik ilerlemenin eleştirisi…
Yapılı çevre ve çevresel bozulma arasındaki ilişkinin daha görünür hale gelmesi mimarlara da artı bir sorumluluk yüklüyordu. Bu atmosfer içinde, binaların çevre üzerindeki etkileri mimari tartışmalarda daha sıklıkla yer almaya başladı. Bu dönem üretilen mimari ürünleri ‘birinci kuşak ekolojik tasarım’ örnekleri olarak etiketlersek- genellikle radikal bir karakterde olduklarını ve var olan hakim yaklaşımlara bir alternatif oluşturduklarını söyleyebiliriz. Bu ilk nesil tasarımcılar için, modern mimarlık doğal ve kültürel sistemlerden kopuktu. Yapılı ve doğal çevre arasındaki ilişkiler yeniden gözden geçirilmeli ve mimarlık yer ile kopardığı bağlarını yeniden kurmalıydı. Geleneksel mimarlığa, yerel malzemelere, ortak üretme biçimlerine artan ilgi, John Farmer’ın ifadesi ile romantizmin 1960’lı yıllarda yeniden ortaya çıkması ile ilgiliydi.[1]
Ancak 60lar ve 70ler, çevresel mimarlığın ifadesi açısından birçok farklı yaklaşımı içinde barındırıyordu. Bir yanda ekoloji ve sistemler teorisi gibi yeni bilimlere olan ilginin artması, en yeni teknolojilerin uygulandığı örnekleri doğururken; bir yandan da çevresel söylem ile birlikte gelen ahlaki zorunluluklar kendin yap projelerinden geleneksel yaklaşımlara uzanan bir çok aktivist eylemi içeriyordu. Bu farklı pratikleri birleştiren nokta ise daha bütünsel (holistic)bir yaklaşımı hedeflemeleri idi.
Drop City- 1965, Colorado, İlk kırsal hippi komünü olarakta biliniyor. Otomobil parçaları, artık malzemeler ve çöplerden yapılmış geometrik panellerle oluşturulmuş kubbeler…
Buckminster Fuller’ın geometric prensiplerinden yola çıkarak yapılmış kubbeler. Evrensel ve soyut bir bakış açısından besleniyorlar. Ancak malzeme ve rengin kullanımı ile, bu teknokratik jeodezikler bir anda karşı kültür diline dönüşüyor.[2] Bu anlamda Drop City, teknolojiden alınan keyif ile modernizmin amator bir ruh ile eleştirilmesi arasında bir yerlerde duruyor.
topluluk mutfağı, toplantı alanı, film atolyesi, banyo ve tuvaletler, çamaşırhane[1] Simon Sadler, “Drop City Revisited,” in Journal of Architectural Education 59, no.3 (2006).
[2] John Farmer, Green Shift: Towards a Green Sensibility in Architecture (Oxford: Architectural Press, 1996).
